Bir Garip Orhan Veli

Açıklama : Murathan Mungan‘ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli’nin şiirlerinden kurgulayarka oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli’dir. İlk kez 1981’de sahnelenen oyun, kısa aralarla birlikte uzun süre afişte kaldı. 1993’te kitaplaşmış ve günümüze değin geniş bir okur kesimiyle buluşarak bir oyun klasiği haline gelmiştir.

 

 

Firarperest

Açıklama : Tadına doyulmaz, kimi zaman kışkırtıcı, kimi zaman sakinleştirici ama ruhu hep özgür kalan yazılar İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür. Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur. Kendimizi keşfetmek, aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Öteki’ni keşfetmek… () Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine, acımasızlıklarına… şaşırmak ölene kadar… şaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek… budur son tahlilde Âdemoğullarına, Havvakızlarına kendilerini keşfettirten serüven.

 

 

Gönül Çelmenin Tarihi/ Jean C. Bologne

Açıklama : Gönül çelmenin, bir genç kıza (ya da bir erkeğe) yaklaşmanın bir tarihi var mıdır? Bu konuda olumsuz yanıt verme eğilimindeyizdir. Benzer teknikler ve aynı psikolojik tipler her çağda görülür. Ne kalpleri kazanmak için Don Juan, ne de adım atmaya cesaret etmeksizin sürekli kendini sorgulamak için Amiel beklenmiştir. Kadın avcısı, hercai, sadık, utangaç her zaman var olan tiplerdir Baştan çıkarılmak istenen erkeğe ya da kadına nasıl yaklaşılır? İlk hareketler, ilk kelimeler nelerdir? Neden tam olarak o kız ya da neden tam olarak o gün? Dinlemeye, peşinden gitmeye, yeniden görüşmeye nasıl ikna edilir? Nasıl geçici bir heves kalıcı hâle, bir Don Juan kocaya dönüştürülür? Bologne bu kitabında Ovidiustan günümüze kadar gönül çelme, baştan çıkarma, tavlama temalarının tarihini gündelik hayattan edebiyat metinlerine kadar son derece zengin bir kaynakçaya dayanarak inceliyor.

 

Azrail Aynası

Açıklama : Azrail aynası İstanbulda her gece ama her gece can alır! İnsan tek yumurta ikizine baktığında aynaya baktığını sanır. Bir müddet sonra ayna mı gerçek, yoksa kardeşi mi, birbirine karışır. Kimi boy aynasına bakar, kimi dev aynasına, kimi Azrail aynasına… Azrail aynası her gece başka bir surete bürünür. Bazılarına önce boy aynası olur, sonra aniden dev aynası görüntüsü alır. Ama sonunda mutlaka aslına dönüşür. Çünkü işlevi hep aynıdır Azrail aynası İstanbulda her gece ama her gece can alır! Amerikadan Türkiyeye uzanan seri cinayetler Parçalanmış kadın bedenleri Katilin peşinde üç komiser Ve onlara yardımcı olmaya çalışan bir psikiyatr Okura tuzaklar kuran bir roman.

 

Keje: Bir Gecede Büyümek

Açıklama : Güneydoğuda Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar… Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında dışardakiler dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler? Çocukluğunu 80li yıllarda Güneydoğuda geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor: Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için… Emine Uçak Erdoğan, kalemini kamera gibi kullanıyor. Acının kutsal bir vahşiye dönüştüğü bir coğrafyanın yazgısını, gerçekçi fotoğraflar pozlayarak anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. İçeriden bir gözlemin, gerçekçi anlatımın ve daha önce bakılmayan yerlerden bakmanın getirdiği bir zenginlik bu. Yıllar önce Fikret Otyam ve Yaşar Kemalin yaptığını ama eksik bıraktığını daha gerçekçi bir biçimde, şiiriyeti yalınlığında saklı bir dille tamamlıyor. Bölgenin acıtıcı, gerçekçi manzarası, Erdoğanın kalemiyle bir kez daha dile geliyor… (Sadık Yalsızuçanlar)

DERLEYEN: LAVİNYA ÖZ.

KAYNAK

 

 



Bu yazı 954 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.