2 Aralık 2016

“bana bir şey olursa, diye korktum seni birkaç saniye daha düşünürsem.”

*K. İskender

Zor günler geçirdim. Seni daha az düşünmek için zihnimi meşgul edecek

uğraşlara tutundum: Gündüzleri resim yaptım… Geceleri bazen Neşet

Ertaş’ın bazen de Mahsuni Şerif’in sesi eşliğinde Tevrat okudum…

Sabahlara kadar İbranice çalıştım… Günü karşılamadan uyumamayı

adet edindim… Her zamankinden daha fazla sigara içtim… Olur olmaz

şeylere her zamankinden daha fazla küfrettim… Her zamankinden daha

az yemek yedim… Haliyle birkaç kilo kaybettim… Şiiri bıraktım ve bir de

saçlarımı kestim…

Bütün bu çabalarıma rağmen seni düşünmekten alıkoyamadım kendimi.

Düşündüm maalesef. Neyse ki iyiliklerden çok kötülüklerin,

güzelliklerinden çok çirkinliklerin geldi hatırıma; ne kötü!

Yine de senin düşmanın olmadığıma karar verdim; değildim, değilim,

olmayacağım da. Kendine düşman arıyorsan, kendine düşman yaratmak

istiyorsan başka bir önerim var sana. Aynanın karşısına geç ve ağzının

içine bak. Orada kemiksiz bir et parçası göreceksin. Senin en büyük

düşmanın o işte. Her şeyi berbat eden, bizi bu noktaya getiren o. Biz var

olan sevgiyi değil birbirimize duyduğumuz saygıyı kaybettik. Senin

sayende! Sadece sevgi bizi bir arada tutmaya yetmedi, yetmezdi de. İki

insan arasındaki saygı kalmamışsa eğer oradan olumlu bir duygunun-

düşüncenin çıkmasını beklemek ahmaklıktır. Ahmaklıktır tabii, çünkü

bataklıklarda çiçek açmaz; bu da kötü!

En kötüsü de ne biliyor musun? En kötüsü, uzunca bir süre yarı tanrıçalık

payesi verdiğin bir insanın aslında öyle olmadığını görmek. Öyle

olmadığını en başından beri bilsen de, kendini kandırmış olduğun için

daha önceden bildiğin bir gerçekliği kabullenmek sahiden de zor geliyor.

İşte bununla yüzleşmek ve bunu kabullenmekti benim için en kötüsü.

Tam burada engin anlayışına sığınıyorum.

Neyse ki o günler bütün hırpaniliğiyle geçti gitti. Her şey gibi… Hem sanki

şimdi biraz daha alıştım. Mutlu değilsem de özgürüm. Senin kurnazlıkla,

zamana yayarak, sistematik bir şekilde yıkmayı başardığın irademi

onardım. Şimdi eskiye kıyasla daha güçlü, daha direngen olduğumu

söyleyebilirim.

Sana söylemek istediğim çok şey var aslında ama anlamadığını-

anlamayacağını bildiğim için boşuna uğraşmak istiyorum. Zaten elim

yoruldu. Senin gözün sadece kendini görüyor, kulağın sadece kendi

sesini duyuyor. Kendinle dolusun; içinde başkasının sığabileceği kadar

yer yok. Bense… Her neyse, beni boş ver. Yeter bu kadar gevezelik.

Adet olduğu üzere yine bir dörtlükle bitiriyorum. Kimin şiiri olduğunu

söylemeyeceğim, onu da sen bul ya da bulma; siktir et!

Sevdi bu gönül seni yaman eylemedi

Çekti sitemin bunca figan eylemedi

Biçare zaifi imtihan etmek için

İzhar-ı muhabbet etti kan eylemedi



Bu yazı 583 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.