Merhaba sevgili Saadet, ben seni DELİDOLU’dan itibaren tanıdım orada da beraberdik daha sonra EUROCANLAR’da yollarımız kesişti. Bunlardan çok öncesini öğrenmek isterim; bu meslek ile ne zaman tanıştın ve bildiklerim dışında nerelerde yer aldın?

SAADET: Sevgili Lavinya sanırım öncelikle öz geçmişimden biraz bahsetmem gerekiyor: Yaklaşık 30 yıldır karikatür çiziyorum. Grafik tasarımcı olarak çalışıyorum. İlk karikatürlerim 1984 yılından itibaren Çarşaf, Yeni Asır – Gıcık, Limon, Hıbır, Gırgır, Balyoz gibi dergilerde ve çeşitli gazetelerin mizah eklerinde yayınlandı. Uzun yıllardır yerel, ulusal ve dış basın olmak üzere bir çok mizah dergisinde ve gazetelerde karikatürlerim, mizah yazılarım yayınlandı. 1997 yılında Türkiye Karikatürcüler Derneği üyesi oldum. Çeşitli karikatür, öykü, resim ve şiir yarışmalarında derecelerim oldu, karikatürlerim yarışma albümlerinde ve sergilerde yer aldı. Karikatür alanında 2011 Nisan ayında yurt dışı jüri üyeliği yaptım (Syriacartoon). CNC (Cartoon News Center – Azerbaycan) web sitesi Türkiye editörüyüm. 4. Kıbrıs Aysergi Pulya Karikatür Festivali’nde Digital Work Cartooonist ödülünü aldım. Karikatürün yanı sıra resim ve edebiyatla da ilgiliyim. Karma resim sergilerine katıldım. Hikaye, şiir, mizah öyküleri, denemeler, mizah yazıları, politik-taşlama yazıyorum. 1995-97 yılları arasında İzmir’de yayınlanan Demokrat Söylem gazetesinde siyasi karikatür köşesi hazırladım. Haftalık Delidolu ve aylık Şarlo, Maydanoz, Eurocanlar (Almanya) dergilerinde kadına yönelik karikatür köşelerini, sayfalarını çizdim, radyo programcılığı (mizah ve söyleşi üzerine), reklam metin yazarlığı yaptım. 1996 – 2004 yılları arasında İzmir’de Ege’nin en büyük kooperatif kuruluşu Tariş’in Ayma Matbaa işletmesi grafik servisinde grafiker olarak çalıştım, Tariş’in Sesi, Ege’de Tarım gazetelerini, üretici ve tüketiciye yönelik karikatür destekli broşürler hazırladım. Bunun yanı sıra kooperatifin çeşitli kitaplarının ve sınavlara hazırlık matematik kitap dizgilerini yaptım. Karikatür çalışmalarımda son dönemler özellikle portre çizimlerine de ağırlık verdim ve portreler üzerine bir albüm ve aylık çocuk dergisi hazırlamaktayım. Toonpool, Syriacartoon, İrancartoon, Cartooncenter, Toons Mag gibi uluslararası web sitelerinde ve günlük olarak İzmir’de Sanat web sitesinde yayınlanmaktadır.

Çizimlerini hayranlıkla takip ediyorum, çalışmalarını anlamlı buluyorum,
bazen “çerez” espri dediğimiz (ki gerek yazılarımda gerek karikatür çalışmalarımda benim de kullandığım bir şey bu) tarz ile ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyim?

SAADET: Teşekkür ederim. Çerez espiri dediğimiz bu tarz espiriler sanal ortamda yaygın. Biraz da mizah dergilerinin etkisiyle kabul görmekte. Bazen farkında olmadan hepimiz bu tarz espiriyi kullanırız gerek çizgilerimizde, gerek yazılarımızda. Mizah çeşitlidir, sınır olmamalıdır.

Şahin’ e de sormuştum bu soruyu şimdi senden de bir cevap duymak isterim. “Eurocanlar kapanınca sen de yüreğinin bir köşesinde öksüzlük hissettin mi?

SAADET: Eurocanlar, yurtdışına çizgimizi ve sesimizi iletebilmemiz açısından ve özellikle de gurbetçi vatandaşlarımıza yönelik bir dergi olduğu için benim için de oldukça önemliydi. Bana çizmem için teklif geldiğinde gerçekten çok mutlu olmuştum. Kısa yayın hayatında elimden geldiğince destek vermeye çalıştım. Elbette Eurocanlar dergisi yayın hayatına son verince üzüldüm, başta çizerler olarak nerede hatalar yapıldığını anlamaya çalıştım. Bu kadar çizerin ve mizahçının olduğu bir ortamda Eurocanlar yaşaması ve ayakta kalması gereken bir dergiydi.

Hani bazen kalabalık ortamlarda biri ağzından bir küfür kaçırdığı zaman hemen diğerleri, eğer ortamda bir bayan ya da bir çocuk varsa “Yavaş olun beyler, aile var!” derler ya. Bu soru mizah işi içindeki herkese yöneltmek istediğim bir soru olmuştur; 

“Sen bayan bir karikatürist olarak, mizah yapılırken kullanılan küfürlerden rahatsız oluyor musun?”

SAADET: Zaman zaman rahatsız oluyorum fakat bir bayan mizahçıysanız bu tip söylemlere de alışmış oluyorsunuz bir süre sonra yani yadırgamıyorsunuz. Tabi haddini ve maksadını aşan küfürlere tepkimi de koyarım her zaman. Hata ile, istenmeden söylenmiş küfürleri, söyleyen hatasını anladığında hoş görebilirim. Fakat sanal ortama bakarsak artık küfür, argo alışılmış, çoğunun konuşma/espiri, yazı biçimi olmuş, hangi birini uyarıp düzeltebiliriz ki? O nedenle örnek olabilmek açısından kendi söylemlerimize dikkat edebiliriz mümkün olduğunca.

Karikatür çizmek emek işi. Tüm karikatüristlerimizin emeğine, kalemine sağlık olsun. Şimdi pek çok kişi dijital çizimler kullanıyor, karikatür çizme yazılımları, siteleri v.s. var, bu dijital ortamlara bakış açın nedir?
(ben de onlardan biriyim ama asla kendime karikatürist demem, diyemem)

SAADET: İnternetin bu kadar yaygın olması, teknolojinin nimetleri mizahı ve karikatürü de ciddi anlamda etkilemiştir. Bu nedenle dijital çizimler çizerin tercihine kalmış bir seçimdir ve zaman zaman ben de başvuruyorum. Çünkü her zaman oturup kağıt üzerinde çizmeye fırsatınız olmuyor. Ayrıca çizimlerinize kattığınız detaylar, görsellik açısından da dijital teknikler fazlaca tercih ediliyor. Tabi ki bu işe yeni başlayan arkadaşlar öncelikle kendi tarzını oturtup, kağıt üzerinde pratik yaparak çizgisini geliştirdikten sonra dijital yöntemleri tercih ederlerse daha sağlıklı olur.

Pek çok karikatür festivallerinde ismini görüyoruz sanırım festivaller senin için ayrı bir önem taşımakta. En son hangi festivaldeydin ve sırada hangisi var?

SAADET: Karikatür festivallerine davet edilmek bu işte sizi yurtiçi ve yurtdışında önemli kesimlerin takip edip çizginize değer verdikleri anlamını da taşıyor. Bu açıdan bir festival için davet almak başka duygular uyandırıyor bende. En son geçen yıl Eylül ayında 1. Sinop Diyojen Karikatür festivalindeydim. 2011’de Kıbrıs Aysergi Pulya Karikatür Festivali’ne Türkiye’den davet edilen 4 çizerden biriydim ve o etkinlik dünya çapında çizerleri ağırlıyor. Oradan da bir ödül almış olmak başka bir gurur kaynağıdır benim için. Ayrıca özellikle İzmir’de düzenlenen etkinliklere de fırsat buldukça katılmaya çalışıyorum. Bizzat katılamadığım etkinliklere de karikatürlerimle, sergilerine katılarak destek oluyorum. Önümüzdeki günlerde tarihi henüz netleşmeyen ve bilgisi resmi olarak paylaşılmayan iki etkinlik daveti var. Zaten tarihler netleşince paylaşacağım.

Uluslararası karikatür yarışmalarında jüri olmuşluğunda var. Eleştiren, seçen koltuğunda oturmak nasıl bir his?

SAADET: Bu nokta benim için oldukça önemli çünkü özellikle kendi ülkemden bazı kesimlerden eleştiriler de aldım. Ben her zaman derim ki, bir çizeri eleştirmeden önce onun karikatür geçmişine, verdiği emeklere bir bakın ve ondan sonra yargılayın. Kimse dünkü çizere, bu işe yeni başlamış birine hatır gönül için bu görevi vermez. Eleştiren, seçen konumunda olmak çok hassas bir nokta. Hak yemeyeceksiniz, tarafsız olacaksınız, yarışma konusuna uygun çizimi iyi analiz edip ona göre puan vereceksiniz. Daha önce benzeri olup olmadığını da kestirmelisiniz. Bu nedenle iyi araştırmacı olmalısınız. Özetle zor ve hassas bir görevdir jüri üyesi olmak.

Şu an yanılmıyorsam 2 ayda bir çıkan “Salkımsöğüt” isimli e- dergidesin? 

SAADET: Salkımsöğüt değerli karikatürist Sevdakar Çelik’in yayınladığı edebiyat ağırlık bir e-dergi fakat sanırım bir süredir yayın hayatında değil. Tamamen hatır üzerine çizgi, şiir ve yazılarımı ilettiğim bir dergi. Zaten neredeyse tüm dergilere hatır için destek olmaktayım. Bu işten kazandığımız bir şey yok. Her zaman da bu tür taleplere cevap vermeye ve destek olmaya devem edeceğim. Çünkü bu işe gönül vermek en büyük kazanç, maddi boyutundan daha önemli. Şu an için çeşitli internet sitelerinde karikatürlerim paylaşılıyor. Çoğu site, internet üzerinden çizgilerime ulaşıp kullanıyor. Bu nedenle yer aldığım alanların sayısını ben de pek bilmiyorum. Ayrıca yaklaşık bir yıldır düzenli olarak bana köşe verip çizgilerimi yayınlayan Toons Mag sitesi var.

Şimdi anket sorularına geçiyoruz :

En son okuduğun kitap?

SAADET: Bir çok kitabım var, zaman zaman alıp tekrar okuduklarım, tekrar okuyup anlamam gerektiğine inandığım kitaplar.. Zaten yıllarca kitap ve dergilerle iç içeyim. En son Tolstoy’dan Kreutzer Sonat, değerli karikatürist Aşkın Ayrancıoğlu’nun Yüzünden Düşen Bin Umut ve Sanat Yolu-1/ Yatılı okuldan Geçen Yol kitaplarını okudum…

En son izlediğin film?

SAADET: Uzun zamandır izlediğim ve mutlaka izlemeliyim dediğim bir film yok. Son 12 gündür “Gezi Parkı Direnişleri” neredeyse sabaha dek takip ettiğim en güzel film diyebilirim.

En çok beğendiğin yazar ve çizerler?

SAADET: Özellikle yurtdışından takip ettiğim çok değerli ustalar var. Ülkemizden de yıllardır çizgisinden taviz vermemiş isimleri takip ediyorum. Aşkın Ayrancıoğlu, İsmail Doğan, Murat Ahmeti, Darko Drljevic, Alireza Pakdel, Amir Taqi, Pavel Kuczynski, Jovcho Savov gibi pek çizeri hayranlıkla takip ediyorum. Yazı olarak her şeyi okumayı, araştırmayı çok severim bu nedenle bir kategori yapmak istemiyorum. Aslında tüm yazar ve çizerleri mümkün olduğunca izlemeye çalışırım.

Abonesi olduğun dergiler?

SAADET: Abonesi olduğum herhangi bir dergi yok. Düzenli olarak satın almaya çalışıp okuduğum K dergisi vardı bir dönem. Şimdi internet sayesinde pek çok dergi, bilgi ve yazıya kolayca ulaşabildiğim için bu eksikliği pek hissetmiyorum.

Son olarak; “hayata bakış açını” da sorup, seni daha fazla yormadan tamamlayalım röportajımızı 

SAADET: Hayata bakış açım kendimi bildim bileli mizah üzerine kuruludur. Çok ciddi anlarda bile olayın mizahi tarafını görmeye çalışırım. Çünkü yaptığımız iş gereği acı ve tatlıyı çizgilerimize ve yazılarımıza dökmek için bilgi dağarcığınıza eklemeniz gerekir. İnsan olumlu ve olumsuz yaşanılanlarla benliğini buluyor ve kişiliğini oluşturuyor. Hayattan hep güzel şeyler bekleriz hepimiz fakat o güzelliklere herkesin ulaşabilmesi için bizler ne kadar emek ve destek veriyoruz bunu da sorgulamalıyız. Hayattan öğreneceklerimiz asla bitmez ve kişi her an, her dakika kendini geliştirmek ve yetiştirmek durumundadır. Hayattan çıkaracağımız derslerinde bir sonu ve sınırı yok.

Tüm Ütopyalılar adına teşekkürler… Sevgiler…

SAADET: Sevgili Lavinya, bu fırsat ve söyleşi için ben teşekkür ediyorum. Ütopya ailesine ve emeği geçenlere en içten sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Ütopya’sız kalmayın diyorum…

 

 

DİP SORU: 

Biz dergi hayatımıza blog olarak başlayan daha sonra iyice toparlanarak sayı sayı çıkmaya karar veren yaklaşık 6 senelik bir e-dergiyiz, dergimizin geliri olmadığı için site arkasında ve önünde 🙂 görev alan tüm ekip arkadaşlarım gönüllü olarak destek vermekte.

İlk ilkemiz Türkçeyi doğru ve güzel kullanmaktır, sadece 90 üyemiz var(az ve öz) ortalama ziyaretçi sayımız sadece 60(tabii dergi yeni sayıyı ilk çıkarttığı günlerde bu rakam 200 ü de aşıyor), bu az ve öz oluşumuzun sebebi yayın ilkemiz olan “fanatizm, popülist ve siyasi yaklaşımlardan uzak durmak” dır. Sloganımız:

“NE BANA ANLAMSIZ GELEN SEÇKİN BİR AZINLIK İÇİN NE DE YIĞINLAR DİYE BİLİNEN, ŞU GÖKLERE ÇIKARILAN İDEAL PLATONCU KENDİLİK İÇİN YAZIYORUM. KENDİM VE DOSTLARIM İÇİN VE ZAMANIN AKIŞINI YUMUŞATMAK İÇİN YAZIYORUM” diyor ya değerli Jorge Luis Borges:
Biz de! :))) ”
Söyleşimizdeki “Zaten neredeyse tüm dergilere hatır için destek olmaktayım. Bu işten kazandığımız bir şey yok. Her zaman da bu tür taleplere cevap vermeye ve destek olmaya devem edeceğim. ” cevabından da cesaretlenerek soruyorum bizimle de olmak ister misin?

 

SAADET DEMİR YALÇIN:

Sevgili Lavinya, belirttiğim gibi, benim yazı ve çizgilerime nerede ve nasıl yer vermek isterseniz ben sizin de yanınızda olurum. Yeter ki mizah adına yapılanlar bitmesin, emeklere bir katkı da bizden olsun… Teşekkür ediyorum :))



Bu yazı 3430 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.