Sezer abi, ilk olarak, şu etkileyici biyografinizi okurlarımızla paylaşmak istiyorum:

 

“01.07.1948 tarihinde Akşehir’de doğdu. Çeşitli sanatsal etkinliklerde
bulunan sanatçının şiir, öykü ve günceleri çeşitli
yayın organlarında yayınladı.
1973 yılından bu yana karikatür çizen sanatçının
ilk karikatürü Gırgır Mizah Dergisi’nde yayınlandı.
Daha sonraları Akbaba, Zühtü, Çivi, Sanat Rehberi,
Yeni Çuval, Tebessüm, Karakare, Öğretmen Dünyası, Zeytin Ülkesinde Sanat, Yeşil Akşehir ve Milliyet Sanat vb. dergilerinde yer aldı.
Akşehir (Nasrettin Hoca), Gabrovo, Vercelli, Pescara,
Knokke-Heist, Cuba, Ancona, Atina, Tokyo, Skopje,
Mexico, Pıstoıa, Beringen, Trento, Amstelveen, Belgrad,
Kruıshoumem, Duisburg, Foligno, Marostica,
Gazi Magusa, Tayvan ve vb. gibi
uluslar arası karikatür yarışma ve sergilerine katıldı.
Karikatürleri, ulusal ve uluslar arası
karikatür sergi ve albümlerinde yer aldı.
On üç kez karikatür sergisi açan sanatçının karikatürleri,
başta Tolentino Dün-ya Karikatür Müzesi’ne olmak üzere
birçok Dünya Karikatür Müzesine alındı.
Katıldığı ulusal ve uluslar arası karikatür yarışmalarında
çeşitli ödüllere değer görülen sanatçı,
ayrıca -aç çocuklara yardım- amacıyla
birkaç karikatürünün satış bedelinin
açlıkla mücadele alanında kullanılmasından dolayı
“Waddingtons Cartoon Awards” tarafından
“Onur Sertifikası” ile ödüllendirildi.
Durakta Çizgi Var, (1989),
Yaşayan Mizah Nasrettin Hoca, (1998)
ve Temiz Çevre Temiz Yaşam, (2000),
karikatür albümleri yayımlandı.
Öğretmenlikten emekli olduktan sonra
İzmir’e yerleşen Odabaşıoğlu, Karikatürcüler Derneği,
Edebiyatçılar Derneği, MESAM ve BESAM üyesidir.”

 

Lavinya Öz- Çizim albümleriniz, sergiler, BANU tarafından bestelenmiş şiirleriniz, üyesi olduğunuz dernekler, pekçok kitap kapak tasarımlarınız, katıldığınız pek çok festival… hepsine nasıl yetişebiliyorsunuz?  Varsa bir formülü bilelim?

Sezer Odabaşıoğlu-Bence, sanatın her dalı  yaşanılır bir dünya için gerekli bir aşktır, sevgidir. Dahası var olmanın anlamıdır. Bu bağlamda ben de yalnızca acizane bu anlamın peşinde koşan bireyim… Hepsi bu. Formülü de yalnızca sanat aşkı olsa gerek.

 

L.Ö- 14-29 Kasım arası KARABAĞLAR BELEDİYESİ tarafından düzenlenen “KADIN KARİKATÜRİSTLERİMİZ” serginizi dört gözle bekliyoruz. Serginin yanı sıra ben bunun; büyük ve de önemli bir proje olduğunu düşünüyorum. Böyle bir sergi fikriniz nasıl oluştu?

S.O- Düşünceniz doğru. Bu proje Karikatürcüler Derneği üyesi karikatüristleri internet ortamında tanıtmayı amaçlayan bir düşünce ile ortaya çıktı. Araştırmaya başladığımda baktım ki, karikatüristlerimizden bazıları dernek üyesi değil ama, hepimizin bildiği, sevdiği kişiler!.. Ki bu kişileri siteye almamazlık çok yanlış olurdu. Bu düşünceden hareketle, araştırmalarımı daha da derinleştirme gereği duydum. Rahat çalışabilmem için de araştırmamı bölümlere ayırma gereği duydum. “Karikatürde İlklerimiz”, “Dernek Üyeleri”, “Kadın Karikatüristlerimiz” “Ve Diğerleri” ve “KKTC’li Karikatüristlerimiz” şeklinde. Böylece ayrı ayrı dosya projeleri oluştu. İleride bu dosyalar birleştirilecek ve 6-8 ciltlik ansiklopedi formatına girecek.

Sergi fikri ise, kadın karikatüristlerimizin sayısı gitgide artınca birdenbire oluştu.

L.Ö- Sergide yer alacak isimlere bakınca oluşum aşamasının hayli uzun bir süreçten geçtiği belli, tam olarak ne kadar zamandır uğraşıyorsunuz?

S.O- Kadın karikatüristlerimizden Saadet Demir Yalçın’ın anımsatmasına göre 5 yıldır üzerinde çalışıyorum… Çalışmalarım bu hızda giderse 1 yıl sonra biter sanırım.

L.ÖSizin aracılığınızla ben “Karabağlar Belediyesi ve Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm’ e teşekkürlerimi iletmek istiyorum, belediyelerimiz sanata ve sanatçıya destek verip vermeye de devam ederse daha çok ve önemli sanatsal etkinlikler var olmaya devam edecektir.

Sorum şu Sezer abi; ülkemizde adını duyamadığımız eminim ki pek çok sanatçı var kendilerini ifade edebilecek bir fırsat bulamadıkları için ya da hak ettikleri değer verilmediği için sanat kan kaybediyor bu kan kaybını önlemek için sizden çözüm sorulsa ne önerirdiniz?

S.O Bu sorunuzu ben, kendime yıllardır soruyorum… “KARİKATÜRİSTLERİMİZ ANSİKLOPEDİSİ” projesi de bu kan kaybını önlemek adına bir çözüm olabilir mi, düşüncesinden hareketle ortaya çıktı zaten.

 

L.Ö- Pek çok yazısız çalışmalarınız da var. Bence yazısız karikatürler; zor ama çok anlamlı sizin bakış açınız nedir?

S.O- “Karikatür, çizgiyle yapılan mizahtır.” görüşünü benimseyen karikatüristlerdenim… Bu bağlamda güncellikten çok evrenselliği tercih ediyorum. Ki, bu çalışma tarzım bir anlamda dünya görüşümü de ifade eder. Yazısız karikatür, kalıcıdır, güncelliğini her zaman korur. Yazılı karikatür ise, güncelliğini bir süre sonra yitirebilir. Bu, yazılı, yazısız karikatür çizimi bir tercih meselesidir, tabii. Bu bağlamda, her iki karikatür türüne de saygı duymak gerekir. Ne yazık ki, ülkemizde, yazılı  karikatür yayını çoktur. Buna karşın yazısız karikatür yayını azdır. Yazısız karikatürleri yalnızca yarışma albümlerinde ve sergi ortamlarında görebilmekteyiz. Bu bağlamda, yazısız karikatür halen günümüzde çember kırma kaygısında ve çabasındadır.

 

 

L.Ö- GİDER OLDUK
YÜREĞİMİZ SEVDA BİZİM
SENDE GÜZEL SEVDAN
ŞU BENDEKİ İNSANLIK
SEN ONLARDASIN
SENİ YAZDIM
ŞAFAK SAYARIM

Pek çoğu, yanılıyorsam uyarın, BANU tarafından bestelenmiş şiirleriniz bunlar.
Hayatınıza ya da ruhunuza hangisi hakim oluyor; edebiyat mı karikatür mü her ikisi de farklı kulvarlar ya da bu farklı kulvarların var mı bir kesişim noktası?

S.O- Öncelikle bir düzeltme yapalım…Yalnızca “Gider Olduk ve Yüreğimiz Sevda Bizim” usta besteci ve yorumcu Banu tarafından bestelenip kasete okunmuştur. Diğerleri ise başka besteci arkadaşlarım tarafından bestelenmiştir. Bugüne değin, hep “ben” yerine “biz” diyerek evrenselliği yakalamaya çalıştım. Bu bağlamda, her iki sanatın da kesişim noktaları, bu  “ben” yerine “biz” diyebilmem olsa gerek.

 

 

L.Ö- İlk karikatürünüz Gırgır Mizah Dergisi’nde yayınlandı. Hangi karikatür, bunu görme ihtimalimiz var mı? Severek takip ettiğiniz, ya da şöyle sorayım; hani insan okurken kendini bulur ya o paragraflarda, hani kendini kaybeder bazı mısralarda, siz kendinizi kimde buluyorsunuz veya kaybediyorsunuz?

 

S.O- Ne yazık ki, yıllar öncesi arşivleme alışkanlığım yoktu… Bu bakımdan ilk karikatürümü görme şansımız yok.

Büyük yazar Yaşar Kemal’in şiirsel dilinde, yine büyük şair Nazım Hikmet’in bütün şiirlerinde kendimi kaybediyorum demeyelim de, kendimi buluyorum, diyelim.

 

L.Ö– Genç kalemlere ilham olacak bir özdeyiş istesem sizden?

S.O- Bizi, başarıya götürecek tek yol:  Sabır, araştırma ve çalışma üçlüsüdür.

L.Ö– Son olarak özel bir ricam var; daha önce hiç bir yerde yayınlanmamış bir çiziminizi istiyorum… Söyleşimize büyük bir özellik katmak adına; özellikle kadın karikatüristlerimiz sergisi ile ilgili ya da şöyle; taslaklarınızda kalan ne varsa diyeyim!

 

L.Ö- SÖYLEŞİ RUTİNİMİZİ DE TAMAMLAYALIM 🙂

“ANKET SORULARIMIZ”

En son okuduğunuz kitap?

S.O- En son okuduğum kitap, “Dokuz Buçukta Bilardo” Heinrich Böll

En son sinemada izlediğiniz film?

S.O- Pek sinemaya gittiğim söylenemez. Kendime ayıracak zamanım da yok zaten.

 En çok beğendiğiniz yazar ve çizerler?

S.O- Pek çok sevdiğim, beğendiğim yazar var… Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Necati Cumalı, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, John Steinbeck, Tostoly, Nikolay V. Gogol gibi pek çok isim sayabilirim şimdi.

Çizerlerimize gelince, kişilikli –imzası olmasa da tanınabilen- çizerlerimizden, Semih Balcıoğlu, Yurdagün Göker, Turhan Selçuk, Oğuz Aral, Mim Uykusuz, Necati Abacı, Erdoğan Karayel gibi… Ve daha pek çok isim sayabilirim yine.

Abonesi olduğunuz dergiler?

S.O- Abonesi olduğum herhangi bir dergi yok. Çeşitli dergiler zaman zaman adresime gönderiliyor.

 

 

L.Ö- Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler değerli SEZER ODABAŞIOĞLU

Sizi daha pekçok başarılı ve anlamlı projede daha görebilmemiz dileğiyle…
Saygılar… Sevgiler… Selamlar

S.O.- BEN TEŞEKKÜR EDERİM BAŞARILAR, İYİ ÇALIŞMALAR…

SERGİDEN GÖRSELLER İÇİN TIK GELİN



Bu yazı 1975 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.