Halk arasında “kelime oyunu”  ismini verdiğimiz oyunun kartlarını çok iyi kullanan bir kalem olarak bu işte iyi oluşunuzu neye bağlıyorsunuz, sivri zekânıza mı yoksa kelime hazinenizin bolluğuna mı?

Türkçe’nin mizaha uygunluğuyla birlikte, kelime haznem ve hece bilgim de bu oyunları iyi yapmamı sağlıyor… Zekâm o kadar da sivri değil, sadece hayatta kalmama yarıyor…

Yazılarınızda Türkçeyi kullanımınız takdire şayan(bu konuda bir Fırat Budacı’ yı bir de sizi bilirim). Bizim dergimizin de ilkelerinden biridir bu. Bir yazınızda “Kendi anadiline bu kadar yabancılaşan başkasının anadiline nasıl karışabilir” demiştiniz. Canım yerine “cnm”, tamam yerine “o.k” , kendine iyi bak yerine “kib” ve benzeri kullanımlarla karşılaştığınızda ne düşünüyorsunuz?

Yozlaşmış dil, beni sinirlendiriyor çünkü ruh yozlaşmasının yansıması bu. Çok şükür, yaşama alanım içinde çok örneği yok… Öte yandan, mizahçı olarak her durumu sakin      karşılamak ve malzemeye çevirmek de gerekli…

 

 

Bir röportajınızda tv programı yapmanın zorluğundan bahsetmiştiniz. Yazmak ve program yapmak; sanki kitaptan uyarlama filmler gibi mi? Kitabı okurken kafanızda yarattığınız atmosfer tuzla buz mu oldu filmini seyredince?

Yazmadaki zevk, televizyon işlerinde yok. Benim programım, rutin talk show’lardan farklıydı, ‘Bebek Kafası’ tadını mümkün olduğunca taşıdım stüdyoya. İçerik olarak içim rahat, orjinal iş yaptım. Teknik olarak çok zorlu, yorucu. Yaparım amma şartlarım var!

Bir de “sürmenaj” isminde bir program düşünmüştünüz halen projelerinizin arasında mı?

Bir kanalla görüştüm Sürmenaj’ı, olmadı. Şimdi yapsam, adı farklı olur büyük ihtimalle…

En son “80 dakikada cümle âlem” isimli gösterinizi duydum izlemeyi çok isteyip de izleyemediğim bir gösterinizdi peki sırada var mı “Satır arasında 20.000 kelam” 🙂 ya da benzeri isimde bir gösteri?

Gösterilere ara verdim, elimde bir oyun var…

 

 

 

 

 

 

Vedat abi(mahsuru yoksa eğer), yaklaşık 8 sene kadar evvel Oğuz Aral anısına “SON GIRGIR” isimli bir dergi yayınlandı siz de o tek sayılık kadroda varsınız 🙂  Bu yazınızı hatırladınız mı? “MUHARRİR VEDAT”

Şimdi soru şu; bir “YAZAR”; sizce hangi vasıflarıyla, Türkçe’ nin 1. Tekil şahsının geniş zamanlı çekiminden çıkarak özne olur?

Muharrir ya da yazar olunmaz, o ruhla doğulur. Yazarın kağıt ve kalemi vardır, ne zaman çırak, ne zaman usta olduğunun kararı kağıt ve kalemdedir. ‘Ben oldum’ denemez. Ben sadece yazar oldum, ustalık geniş zaman konusu…

 

 

 

 

 

O sayıyı hatırlamadınızsa(ki mümkün değil 🙂 ) size iki görsel daha:

 

 

 

Burada yanınızda Allah gani gani rahmet eylesin Eflatun Nuri hocayı görüyorum, kendisi 1996 senesinde ben Gırgır da yazarken elimden tutan kişiydi, tesadüfen mi yanyana oturdunuz yoksa yakın mıydınız varsa bir anınız duymak isteriz.

Rahmetli Eflatun abi, büyük bir mizah ve yaşam ustasıydı. Öküz’de yazıları tam sayfaya uzun gelirdi, ben kısaltmak zorunda kalırdım, harf harf, virgül virgül okurdum. Her seferinde ‘Orjinalinden daha güzel olmuş’ derdi, mahcubiyetimi anlardı. Klas bir ustaydı…

Bu resimdekileri okuyucular olarak gayet iyi tanıyoruz ben size şu resimdekilerin listesini sorabilir miyim? 🙂

Bu  fotoğraf çekilirken, Gırgır okuru bir çocuktum ben. Tabii ki birçoğunu tanıyorum fakat tanımadıklarıma ayıp olur diye hiç isme girmiyorum. Hepsini tanıyan illa ki vardır…

 

 

 

Tahminimce ismini dergide sabahlama geleneğinden aldığı UYKUSUZ da olmaktan elbette memnunsunuz şu “sabahlama” olayından bahsetseniz biraz amatör yazar ve çizerler için çok imrendirici bir durum 🙂 neler yapılıyor mesela sabaha kadar?

Çok oldu ben dergilerde sabahlamayalı. Ama amatör mizahçı için ne kadar çekici bir durum olduğunu bilirim. Sabahlama, rutin bir süreç değüldür, o yüzden şöyle olur denmez, her sabahlamanın ayrı kafası var…

 

 

 

 

Amerikan esprisi ile Türk esprisi arasındaki 7 fark desek?

E ama siz beni çalıştıracaksınız ciddi ciddi! Tek fark yazayım, Türk esprisi sıcak pideyse, Amerikan esprisi soğuk sandviçtir…

Peki; şuracıkta hemen doğaçlama istesem sizden, gündemden “Ne bitsin?”

(içimden bir ses “bu söyleşi bitsin” diyeceksiniz diyor 🙂  )

‘Sizden öğrenecek değiliz’ bitsin!

Bir dönem Uykusuz’ da “VÖSYM” sorularınız yayınlandı severek takip ettiğim. Hatta annemin kardeşime “aferin valla bak mizah dergileri de el attı sınav soruları veriyor, çalış kızım çalış” diyerek takdir ettiği 🙂 ben sizin için bir soru hazırlayıp şıkların karşılıklarını size bıraktım:

SORU:

Kanka, oğlum, hocam, annem ve şimdilerde hacı olarak devam etmekte olan lakapları kullanmaya duyulan ihtiyacın sebebi nedir?

      a) Lakap kullanmak biyolojik ihtiyaçtır

     b) Lakap kullanmak ruhsal itiyaçtır

     c) Lakap kullanmak sosyal ihtiyaçtır

     d) Lakap kullanmak en eski sosyal medyadır

     e) Hepbiri!

Ve biri çıkıp da size “HACI da eskidi artık, lütfen yeni bir lakap siz bulun derhal sözlüğe yerleştirelim” dese o lakap ne olurdu?

Hafız! ‘Ajan’ da var. Bi de ‘Moruk’, hiç eskimez…

Ufuktaki projeleriniz desek?

Kitaplar var, hazırlığını yaptığım, iki adet. Yayınlamış uzun ve kısa yazılarımı toparlıyorum. Bir de dediğim gibi, oyun yazma sürecindeyim…

Son olarak rutin anket sorularımızı da soralım BİTSİN! 🙂

En son okuduğunuz kitap?

En son sinemada izlediğiniz film?

En çok beğendiğiniz yazar ve çizerler?

Abonesi olduğunuz dergiler?

Son okuduğum kitap, Orhan Pamuk’un ‘Saf ve Düşünceli Romancı’ adlı kitabı. Son okuduğum roman, Murat Menteş’in ‘Ruhi Mücerret’i. Şu an elimde Yaşar Kemal’in ‘Kimsecik’ üçlemesinin sonuncusu ‘Kanın Sesi’ var, 190. sayfadayım!

Sinemada en son ‘Uğultulu Tepeler’i izledim. Çok beğendiğim yazar ve çizer var. Engin Ergönültaş (Minare Gölgesi) bunların başında gelir. Abonesi olduğum dergi yok, Uykusuz okumayı seviyorum ama izninizle abone değilim…

 

 

Tüm Ütopyalılar adına teşekkür ederim.

Sevgiler… Saygılar…

Ütopya e- dergi e-ditörü 

 Lavinya Öz.

 

 

 Ütopyalılar’a benden de sevgiler, hemşeri sayılırız…



Bu yazı 3644 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Lavinya Oz. dedi ki:

    bu söyleşi için 1,5 ay bekledim ama değdi 🙂

    “Türk esprisi sıcak pideyse, Amerikan esprisi soğuk sandviçtir…” buna bayıldım 🙂

You must be logged in to post a comment.