YALANCI

 

Yalancıyım ben. Ne severim adamakıllı, ne de hak edilen değeri veririm. Kimsenin önemi yok gözümde. Zaten hayat da boş. Ne kederlenmenin kıymeti var, ne de kahkahalara boğulmanın anlamı…

 

Gülmeler de yasak artık. Kimseye yakışmaz zaten. Bana hiç yakışmaz. Hep bir yaş akıtmaz mı nasılsa ardından? Burnundan gelmez mi insanın hep? Ne zaman çırpınmaya başlasa yüreği, hep en ummadık yerden yara almaz mı kanatları? Benim parçalanan kanatlarım da yok, bir söze, bir bakışa nedensiz uçmaya kalkan bir yüreğimde…

 

Bomboş bir hafızayla uyanmak yeni güne, ne de huzur verir insana. Gözlerini açar açmaz aklına gelivermez birisi. Nasıl uyudu diye merak etmezsin. Bir “günaydın” da beklemezsin öğleye yaklaşsa da saat. Aşk yok, merak yok, bir günaydın bile yok. Neticesinde sorun yok, özlem yok. Sadece alabildiğine sessiz bir huzur…

 

Yalancıyım ben. Her şeyim yalan, tüm dediklerim. Gözümün önünde tek bir gerçek var kopamadığım. Belli belirsiz o gülüşünde takılıp kaldığım, dudaklarının kenarındaki öpülesi kıvrım…

 

GÖNDEREN: ZALİMGÜNCEL

 

***

 

BİR İZ BIRAKAN MUTLAKA OLMALI

 

Yazmak için hissetmek gerekiyormuş yani bunu yeni farkettim.

 

Hep birilerini yazmaya çalışmak, yaşanan hiç bişeyin belleğimizde kalmadığını yani bir iz bırakmadığının işareti gibi geldi bana.Sevgi, aşk yoksa hayatımızda kendinden başlarmış yemeğe.Kendi kendine yakınıp, bir tarihi bilanço çıkarırmış. Eksiler artıları geçincede, neden yanlız olduğunu farkeder.

 

Peki bu eksiler neden bu kadar çoktu?

Yanlış insanlarlamı karşılaşılıyodur, yanlış insanmıydık yoksa..?

 

Hep başkalarının ne hissettiğiyle ilgili yazılar yazarken ya da onların yanlışlarını tartışırken hiç olmayan bizim hayatımızın tartışılmadığını, hissettmelerin hiç yaşanmadığı kocaman bir sıfır olarak biz neolacaktık..

 

Hiç bir aşkı ya da sevgiliyi hatırlamamak acayip bir durum değilmidir?Bence çok çok boş geçen bir hayatın yaşandığına işarettir. Ruhsuz bir bedenin aramızda gezinmesidir..

 

Ellerimiz kollarımız bağlı, başka aşkların analizini yapıyoruz.Kendimize gelince olmayan, yaşanmayan bir duygunun ahkamını kestiğimize bakmayın, biz hep kaçak oynuyoruz..Aslında bu devirde diye bir cümleyle devam edeceğim ama devir değil değişen. Bizim modernliğimizin altında yatan ve günbe gün bizi dibe çeken karmaşık ilişkilerimizin modernize edilmiş beyinciğimizle geride asıl sahip olduğumuz beyincik arasında kalan sapkınlık derecesindeki düşüncelerimizin sonucu, yanlız kalmalara bırakıyoruz kendimizi.Çünkü böyle beyinler bizi mutsuz edecek, bunu daha önceden farkeden kişiler kaçak oynamayı tercih ediyorlar ve iyide ediyorlar..

 

Binbir gece dizisinin son bölümünün özetinde bir konuşma ilgimi çekti.

Erkek kadına, bir flim izledik ve yarım saat sonra yatağımdaydın diyordu..Ne acı verici değilmi bu konuşma ama işte böyle bir beyincik modernize edilmiş bir şekilde yaşarken, asıl sahip olduğu beyinciği ile zıt kalmaktadır.Bir erkek egemenliğidir bu.Birlikte yapılmış bir olayın daha sonra hatta günler sonra erkek üstündeki etkisi dillendirilir ve erkeğin sinsiliği ve aslında aşık olduğunuz beyninin olmadığı gibi bir acı gerçek olarak ortaya çıkar..

 

Yani yine başka ilişkilerin analizine girdim.Kaçak oynadığımız ve yanlız kalmayı sevdiğimi farkettim..

 

Artık başkalarının yerine kendinizi özgür bir şekilde yazmak zamanıdır.

Hiç mi sevmediniz?

Unutamadığınız biri yokmu?yada unutmayacağınız bir cest?

Belki de bekleyipte hiç duyamadığınız bir söz?

Bir iz olmalı, mutlaka olmalı..

 

GÖNDEREN: KIRIK AYNA

 

Sizler de gönderilerinizi Utopya E-Dergi “SİZDEN GELENLER” kuşağında görmek isterseniz gönderilerinizi rglavinya@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.

SAYGIYLA



Bu yazı 1038 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.