KAR VURMUŞ GÖZLERİNE


Deli serzenişlerde yine beynim. Kar vurmuş gözlerime, nedendir bu beyazlık? Susuz kalmış yağmurlu gecelerim, bir fırtınanın ardında toprak kokuyor gökler.

 

Hangi fırsatın yaşamında, takılmış samanyoluna yıldızlarım. Bir yanıp bir sönen ışıkların koynunda vurgun yemiş parçalanmış bakışlarım. Korkusuzmuyuz hani dilimizin söylediği gibi. Yoksa ıssız sokakta yürürken, arkanda düşen kuru yaprağın sesinde bile nedendir dönüp bakışların. Ey sözlerine söz geçiremeyen insanlar, bağırışlarındaki kavgalar, söylemlerin seni yormadı mı?

 

Anlamadığın noktalarda virgüller bırakırım sana, cümlelerini bitiremezsin nefesin kesilene kadar.İmanın kadar şerefli olsun benliğin, onurunu yerlere serme ki kaygılı olmasın geleceğin.

 

Görüyor mu bakarken gözlerin? Hangi yıllarda kaldı çocukluğun? Misket oynayıp, ip atladığın zamanlarda idrak edebiliyor muydun ki hayatın ceremesini çekiyor muydun da çocukluğumu yaşayamadım diyorsun.

 

Hep çocuksun aslında, yaşatmak istediğin kadar yaşar yüreğinde çocuk. Bıraktığın, aldattığın aldatıldığın aşklarını at beyninden. Geçmişlerde takılan kancalar geleceğini felç eder.

 

Kelimelerim harflerimin birleşimiyle anlatıyorsa söyleyeceklerimi; harflerim çok birleşecek noktaların konmadığı nice cümlelerde…

 

 

ZAMANSIZ OYUNCAK KELİMELER


Kardanadam yapmıycam ellerim dondu, kızakları kaldır kaymak istemiyorum artık. En sevdiğim siyah misketimi akvaryumun dibine sakladım, belki çöpçü balığı kocakafa birgün görürde kendi yansımasına aşık olur. Kırmızı topaç kanepenin altına kaçtı, iplerini de kestim. Yakantop oynamıycam asla, neden hep ilk ben yanıyorum?

 

Dibçiği kahve tonlarındaki ucu kırık tabancanla sarı saçlı barbie bebeğimi ben vurdum, parça kumaşlardan ona elbise dikememekten çok sıkıldımıştım çünkü. 9 taşın hepsini tek atışla devirdim hem de hile yapmadan.

 

Uzaktan kumandalı arabanı da kırdım, pilleri akmıştı zaten. Biliyor musun sabah ataride oyunu bitirdim evet; mario kurtardı prensesi ama sen göremedin. Patateslere şekil verebilirsin belki suluboyayla yine boyarım onları. Saklandığın dolabı biliyordum zaten ama yinede bilerek sobeleniyordum. Hani kumbaramdaki tüm parayla bana sormadan saat almıştın, az önce akrep ve yelkovanını söküp bahçeye gömdüm. Haa bu arada komidinin çekmecesindeki son şekeride ben yedim.

 

Şirinleri izlemiycem artık, her zaman nasıl oluyor da hataları düzeltebiliyor ki şirin baba? Çekmecendeki renkli kalemlerin uçlarını kırdım hep kalemtraşını da attım.

 

Son olarak bu gece portakalı soymadan yatıcam.

 

Ya da herneyse.

 

GÖNDEREN: Elif ALTINÖREN 

 




Sizler de gönderilerinizi: Utopya E-Dergi “SİZDEN GELENLER” kuşağında görmek isterseniz gönderilerinizi rglavinya@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz. Paylaşalım… Çoğalalaım 😉



Bu yazı 1015 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.