“Zeus’ un Kızları” adlı oyunu yönetecek olan Semih Hoca, kurucusu ve eğitmeni olduğu PORTAKAL ŞEKERİ TİYATRO AKADEMİSİNE yeni giriş yapmıştı. Arabasını park ederken telefon ile görüşmekteydi. Arabasından indi, hızla kapıyı çarptı. Konuşmasına devam ederek provada olan öğrencilerinin yanına doğru ilerledi, ara ara susarak ve mümkün olduğunca kısık sesle konuşarak bir münakaşa içinde olduğunu gizlemeye çalışıyordu.

“Ne demek oyunun sahnelenmesini istemiyorum… Saçmalama İclal! Şaka mı bu? Tüm hazırlıklar tamam… On gün kaldı prömiyere… Ne yapmak istiyorsun, bana kızgın olabilirsin ama bunu öğrencilerimden çıkartamazsın. Bu haksızlık olur… Nasıl söylerim İclal, şu an son provaları… Alo!”

Hızlı adımlarla yürürken telefonun kapanmasıyla durdu.

“Alo! İclal?”

Telefonu kapattı ve daha ağır adımlarla ilerlemeye devam etti, bir yandan da sesli düşünüyordu.

“Ne yapacağız şimdi? On gün içinde ne yapacağız, nasıl yapacağız?”

Salona girdi, kızlar hocalarını fark etmediler, kendilerini kaptırmış, Zeus’un Kızları isimli oyunun son sahnesini çalışıyorlardı, Duygu Artemis’ i, Zekiye Athena’ yı, Zeliş Helena’ yı ve içlerinden en güzeli olduğu için Pelin Afrodit’ i oynuyordu. Semih Hoca, elindeki dosya çantasını hemen sağındaki koltuğa ve ceketini de onun üzerine bıraktı, ayakta kızları izliyordu.

ŞEKLİNDE BAŞLAR ÖYKÜ… DEVAMI ALAMETDERGİ 2. SAYISINDA

Otomatik alternatif metin yok.

 



Bu yazı 118 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.