Açın Perdelerinizi Kırın Bütün Pencerelerinizin Camlarını Da Özgür Kalsın Ruhunuz Suskun Geveze ( Düşbaz ) / Ocak 2012
Bir pencerenin arkasından ne görebilirsin.?
Gördüğünü sandığının ne kadarını görebilirsin.!
Bütününü göremediğin manzara için ne diyebilirsin.?
Dersen, peki öyle olmadığını anlayınca ne diyebilirsin.!
Birini seversinde seni pencere kenarına çeker
Bak bu penceren göreceklerinde bu kadar der
Önceleri gördüğün manzara gözünü kör eder
En güzel manzaralar seninki kıymetini bil der
Sorguladığında konuyu başka taraflara çeker
Gördüğünden ibaret dünya bunu kabul et der
Sonra yanıldığını düşünüp elin kulpuna gider
İzin vermez dışarısı kirli nefes alamazsın der
Bari biraz camı aralayalım dersin esip gürler
İçerideki hava sana yetmeli idareli kullan der
Eğilip dışarıya bakacağım dediğinde engeller
Dışarıda yürek başına bin üzüntü düşüyor der
Usulca arkandan yaklaşıp eliyle gözünü örter
Yolunu bulmak işte böyle güçtür dışarıda der
Cama dokunmak istersin sakın deyip elini iter
Camın kendisinden değil dışarısı karanlık der
Asıl bak içeri kararıyor dersin bunu reddeder
Cam kirlenmiştir yağmur yağınca o geçer der
Buğusu çözülünce gördüğün manzara korkutur
Camı tuzla buz edip sözlerini ve gözlerini kaçırır
Yanaklarına yaşlar boğazına da kelimeler doluşur
Camın ufalanan parçaları yüreğine saplanıp kanatır
Bir pencerenin arkasında
Hislerini hissizleştirdiğinde
Dişlerini kanatırcasına sıktığında
Nefesin boğazına düğümlediğinde
Kulağın tıkanıp gözün kapadığında
Kendinden bir adım geri çekildiğinde
Avuç içinde buruşturduğun bir kâğıtla
Ucu açılmaktan bitap düşmüş bir kalemle
Silgi kokusu sinmiş parmakların titreşirken
Dünyanın ne kadar küçük olduğunu anlarsın
Elde avuçta yaşadığın onca hayal kırıklığıyla
Son dediğin noktalardan yapılan başlangıçlarla
Bazen bir yudum dahi almadan soğuttuğun çayla
Ya da elinde tutuşmakta sana kafa tutan bir sigarayla
Bazen başın düşüncelice önde bazen parmak uçlarında
Saymaktan yorulursun geçmek bilmeyen o güç zamanları
Ufkunu ne kadar geniş tutsan da sınırları belirli bir manzara
Bir pencerenin arkasından gördüğün kadarını sanırsın dünya
Öyle olmadığını anlarsın bir gün kırılınca o cam o da kazara
Usulca büyük sözler verirsin kendine tutacakmışsın gibi güya
Uzak yolculukları düşlersin
İlk defa gördüğün bir manzara
Yabancı gelmeyen yeni yüzler
Ve değişik gelmeyen bir iklim
Karşında efelenen yüce dağlar
Gürültü illetinin ilişmediği doğa
Kulaklarında o özlenen nağmeler
Serçelerin gülümseyişleri huzurdur
Yapraktan süzülen yağmur damlası
Gürüldeyen ırmakta sıçrayan balıklar
Kardelenin yapraklarından eriyen karlar
Tabiata işte buna biraz daha ses ver dersin
Dudaklarındaki tebessüm aniden kaybolur
Gözlerini açıp ta camdaki siluetini görünce
Bir adım geri gidersin sonra bir adam daha
Kaçışını engelleyen bir başka bir pencereye
Çarpana kadar kendinden kaçmaya çalışırsın
Ama içinde olduğun dünyanın pencereden değil
Pencerenin o dünyadan ibaret olduğunu anlarsın
Küçük adamları yenen o büyük kadınlar
Küçücükten bir engelde takıp kalırlar da
Yardımına çağırır yendiği küçük adamları
Kurtulmak değil yeniden yenmektir amaç
Sonra bir martının kuyruğuna bağla ruhunu
Yahut simit bulamazsan at martılara ruhunu
Ahmet Kaya dinleyip git unut helâda ruhunu
Yeni yıla dakikalar kala kapı dışarı et ruhunu
Mahalleliyi bezdir sokmasınlar sokağa ruhunu
Köşesi yanmış bir zarfa koyup postala ruhunu
Lüks yerlerde yiyip iç sonra rehin bırak ruhunu
Koşyetiş kalkmadan yük trenine yükle ruhunu
Gir halaya mendil bulamazsan sallarsın ruhunu
İn sahile taş bulamazsan sektir denizde ruhunu
Mayınlı araziden geçmeden önce dolaştır ruhunu
Kaçakçılık yap o ülkeden bu ülkeye kaçır ruhunu
Herkese çat hır gür çıkart sonra ortaya at ruhunu
Üzerinde taşıyıp ağırlık yapma evde bırak ruhunu
Ne alırsan bir liracıya gidip var mı diye sor ruhunu
Açık arttırmaya çıkartıp daha ilk teklife ver ruhunu
Sipariş verip gelen çocuğa bahşiş diye ver ruhunu
Çiçeğe para verme git güzel bir demet yap ruhunu
İzmir’e git in kordona onunla boğmayı dene ruhunu
Olmadı inersin kemer altına kesin biri çalar ruhunu
Semt pazarlarına tezgâh aç sergile ulu orta ruhunu
Çok hızlı yaşa sonra gidip trafiğe kurban ver ruhunu
Bir ırmaktan geçersen paçaların dursun sıva ruhunu
Aşure ayıdır gelen tabağı boş gönderme koy ruhunu
Herhangi bir sistemi boykot et bedenine alma ruhunu
Otur masaya dön okeye bitemezsen sallarsın ruhunu
Öyle mutlulukla falan değil cici bebeyle besle ruhunu
Mahalle kahvesine destursuz dal sonra suçla ruhunu
Öyle mutlulukla falan değil cici bebeyle besle ruhunu
Olmadı yaratıcı olup ta akvaryumda beslersin ruhunu
Denize bırakacağım de toprağa göm şişeleyip ruhunu
Penguenler için eylem düzenlet güzelce coplat ruhunu
Yağmurda şemsiye açma zerresine kadar ıslat ruhunu
Sokaktan topla çocukları sonra top yapıp oynat ruhunu
Düğünden kız kaçır sünnetten çocuk kendinden ruhunu
Ya da onca tutsaklığın ardından benliğine çarpıp dursun
Belki o zaman bir daha hapsolmaz hiçbir pencerenin ardına…
You must be logged in to post a comment.


ÇOK GÜZEL BENZETMELER KULLANMIŞSIN
KEYİFLE OKUDUM, KALEMİNE SAĞLIK.
BİR DE ŞU: “Kendinden bir adım geri çekilmek” DEYİŞİ HOŞ
YAZININ NERESİNİ ÖRNEK VEREYİM HER BİR YANI GÜZEL

BİRKAÇ KEZ OKUDUM HEM
SON MISRALARDA HAYRAN KALDIM YARATICILIĞINA
“Sokaktan topla çocukları sonra top yapıp oynat ruhunu
Düğünden kız kaçır sünnetten çocuk kendinden ruhunu
Ya da onca tutsaklığın ardından benliğine çarpıp dursun
Belki o zaman bir daha hapsolmaz hiçbir pencerenin ardına…”
HARİKA!
“Kaçakçılık yap o ülkeden bu ülkeye kaçır ruhunu
Herkese çat hır gür çıkart sonra ortaya at ruhunu
Üzerinde taşıyıp ağırlık yapma evde bırak ruhunu
Ne alırsan bir liracıya gidip var mı diye sor ruhunu
Açık arttırmaya çıkartıp daha ilk teklife ver ruhunu”
Saygılar ve teşekkürler kalemşörüme…