Mutsuzluk insanı tanınmaz hale sokar;
Mutluluk da bir o kadar.
Çok alışılmış değil midir şükre malzeme,
Bir o kadar da aykırı
Günahlara kefaret bir dert aramak?

Kelle koltukta yaşamak ve aklı başında ölmek,
Buğulu camlar ardından
Mahzun mu mesrur mu belli etmeden seccadeler ıslatmak,
Alışılmış kucaklar açıp
Hiç beklenmedik salvolar durdurmak…
Hepsi gazi birer fiil.

Bir anlık lütuf bunlar,
Anı genişletmek o küçücük ellerimizde değil…
Sadece biraz yürek,
Arkasından söz kararı hidayet…
Şimdi ne kadar klişedir bu son adımsızlık…
Zira şeytan nefislere lale soğanı satar.
Yalnız, hakikat bırakır bir miktar;
Kut-u Layemut…

Riya tabiri ne zordur kendine yalan söyleyenlerin,
Ya melamice tavırlar; riyâ mı, hayâ mı?
Bir buharlaşır bir yağar insanın dörtte üçü,
Dörtte biri saf kalana müjdeler verin…

Damdan düşer gibi yaşıyoruz,
Belki de dama düşer gibi bu oyun…
Maksat, bir anlık lütufları üç güne yaymak;
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.



Bu yazı 973 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.